Harvard mimarisi
Komutlar bir bellekte, veriler başka bir bellekte; Aiken bu ayrımı ilke gereği değil, elinde delikli şeritten başka bir şey olmadığı için seçti.
Harvard Mark I komutlarını delikli kâğıt şeritten okuyor, sayılarını sayaç tekerleklerinde tutuyordu. İkisi ayrı organlarda yaşıyor ve ayrı yollarla erişiliyordu; bu bir tutum değil, 1944’ün başka seçenek sunmamasının sonucuydu. Bir yıl sonra EDVAC raporu program ile veriyi aynı depoya koydu ve norm bu oldu. “Harvard mimarisi” adı ancak 1970’lerde, von Neumann olmayan şeye bir isim arayanlarca konuldu.
Ayrım iki şey kazandırır: bir komut sözcüğü ile bir veri sözcüğü aynı çevrimde getirilebilir ve program belleği salt okunur olabilir, dolayısıyla delinmesi daha zordur. Bedeli, programın kendini değiştirememesi ve belleğin yeniden tahsis edilememesidir; çipte 32 KB flash ve 2 KB RAM varsa, program ne isterse istesin oranla yaşamak gerekir.
Mikrodenetleyicilerin Harvard makinesi olmasının nedeni budur: AVR, PIC ve ARM Cortex-M, sinyal işlemciler gibi flash ve RAM’e ayrı yollarla erişir. Neredeyse tüm modern CPU’lar da “değiştirilmiş Harvard”dır: çekirdeğe en yakın yerde ayrı komut ve veri önbellekleri, arkasında birleşik bir ana bellek. Aiken’in kaçınamadığı bölünme, hızın belirlendiği yerde tam da doğru çıktı.